Kendime "iki" dünya kurdum... Birinde dünyada olmasını istediğim bütün dilekler, mutluluklar ve insan var.. Sorunsuz,her an üzüntü duyabilmeyi bilmenin korkusu olmadan... Benim dünyamın toprakları "papatyalarla" süslü.. Benim dünyamın havası umut dolu.. Benim dünyamın suyu yeni doğmuş bir bebeğin ak kalbi kadar temiz...
-Ben dünyamda herşeyimi yanıma aldım.Bütün zorluklar müebbet..
Beynimdeki sızı rölantide... Hani çok taptığınız bir insanı gördüğünüz zaman ya da çok istediğiniz bir şeyin olmasını beklerken göğsünüzde beliren bir ağrı vardır ya.. O ağrı, bedenimin sıradan hareketlerinden biri oldu çünkü bende birşeyler bekliyorum...
İlk başlarda hayata olaylara ve herşeye karşı cephe almıştım ama artık teslim oldum.. Hücremde yalvarıyorum.. Ağlıyorum... Duvarları tırnaklarımla kazıyorum..Kapıyı yumrukluyorum.. Çığlığım kendi çığlığımda kayboluyor.. Zaman zaman duruluyorum.. Çöküyorum dizlerimin üztüne olduğum yerde..Sallanıyorum salıncak misali... Boş ve umutsuz gözlerle "zifiri karanlıktaki zifiri taşları sayıyorum".. Kapım hiç çalmıyor.. Bana sesimi kes diyen yok..Belkide var, "çığlığımda onlarda kayboluyordur.. Üstümde bir paçavra, her yerim kir içinde.. Kirim bedenimin içine sızmaya çalışıyor.. Aykatayım ve sallanıyorum umursuzca ve bilinçsizce.. Bekliyorum, umutsuzca ve göğsümdeki ağrıyla.. Ağlıyorum, gözlerimi kanatırcasına ve gök gürültüsünü kıskandıracak çığlığımla.. Yukarıda.. Çok çok yukarıda.. Ulaşma imkanımın bir karıncanın heybetli Himlaya'nın tepesine ulaşma imkanından bile az olan bir aralık... Işık var.. Galiba.. Çok uzakta.. Koşuyorum bir o duvara bir bu duvara yoruluyorum, koşuyorum.. Oturuyorum, sonra tekrar kalkıyorum.. Dimdik.. Ellerimi kaldırıyorum.. Çaresizlikten çok bir umutla kaldırıyorum ellerimi havaya. Bağırıyorum,sesimde sitemden çok bir umut kıvamında.. Hücrem benim iç,ikinci ve baskın dünyam..
03.02.2005
6 Mayıs 2009 Çarşamba
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder