Uyuyan prens. Pek bir güzelmiş her şey! Bütün uyutulmuşluklarınla güzel! Öyle bir prensmişki istenirse uyutulmasına gerek olmayan cinsten. Kendi kendine uyur o. Bizzat ben şahit oldum. Hemde “ta kendim”. Güzel dediysek abartmasınlar sakın. Çok yorulmuş, baya baya dövmüşler “bahtsız” prensi. Her gelen iki şaplak atmadan geçmemiş (sağlı sollu). Bizim prens öylecene uyuya kalmış, yok yok ne öncesi ne sonrası, sırasında uyuyormuş zaten. Kimsenin onu kaldırmasına izin vermemiş, böyle bazen uyanır gibi olmuş şöyle bir kapaklarını aralamış, çapaklı çapaklı, baktığı gibi uykuya geçiyormuş. Aslında o her seferinde kanıyormuş bu ahmaklara! Bizzat ben sordum, nedir bu olay? Birinde prenses eteği varmış, birinin tacı varmış, yok yanakları pek bir al al’ mış… Ama nedense hiç birini pek sevmemiş. Aslında siz ona bakmayın sevmişte, havadan sudan! Birine de isim vermiş değildir. Valla. Herkes prenses olmasına olur ama… bilmem ne gibi saçma sapan şeyler söylemek istemiyorum aslında…
Prens, istedğinin içine doğmasını istermiş. Efsaneden midir bilinmez ama bildiğin inanırmış. İnanmış. Sen sevebilirsin ama için sevmezse olmazmış anlatılanlara göre. Bizimkide inanmış. Garibim. Garibim dediğime bakmayın siz yahu, prenses geldi bile! Ohoo! Geldi de… Olay ne taçmış, ne etekmiş, ne bohça ne de fistan. Başka bir şeymiş. Benim bile gözlerim doldu şimdi bak, ne de car car anlatırdı. Ama bak ne dicem, o efsaneye inanırmış ama olmamasından daha çok korktuğundan dolayı bir iki tahtayı eksiltmiş bünyesinden. Eksilen tahtaların yerine, bir kaç koca tahta koyuduruvermiş. Ha ha ha hiç gelen tahta giden tahtanın yerini tutar mı? Uymamış. Tahtalar kendi kendine düşmüş, vakit efsane vaktidir demişlerdir kim bilir? Uyumuş. Uyanmış. Bir de bakmış ki bir daha hakkında –mişli geçmiş zamandan, uzaktakileri belirten zamirlerden konuşmasına gerek kalmamış! Her şeyde mi şimdi ve gelecek olur! Bir dakika yahu, prens acaba bunları anlatmışmıydı prensese? Bence kesin anlatmıştır be! Bizim zilli unutkandır, söylemeyi unuttum sizlere. Zilli dediğimi aman kimseye söylemeyin… Ben bazen öyle kendi kendime düşünürken yani sadece öyle aynada falan işte zilli falan. Amaaan o nederse desin. Ben bilirim, ben ederim. Zilli işte. Unutmuştur, unutmuştur. Ben bile dün gibi hatırlarım nasılda onu uykudan öperek uyandırdığını. Ahh ne romantikti! Zirzop oldular birleşince. Evet evet, zirzop ha ha ha. Prensde lafım ona bir afalladı bir afalladı sorma gitsin!
Ne de yakışırlar birbirlerine.
17 Kasım 2009 Salı
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder